13 Ocak 2018 Cumartesi

kar yağmayan kış

battle of sexes
1973 yılında Billie Jean King ve Robert Sandy Riggs isimli iki tenisçinin kadınların mesleki şartlarda eşit muamele konusunda itibar maçını konu alan Battle of Sexes Steve Carell hariç bir şeye pek benzemiyordu. Genel kültür için izlenebilir.
call me by your name
Bu senenin en çok konuşulan ve Oscar alsın diye kampanyaları yapılan filmi sanırım bu. Ben sırf bu sebeple filmin abartıldığı kadar çıkmayacağını düşünüyordum. Çünkü her sene aynı showu izliyoruz. Geçen senenin yıldızı Moonlight'da ne olmuştu desen hiçbir şey hatırlamıyorum. La la land'i bile daha iyi hatırlıyorum diyebilirim. O yüzden CMBYN'i de sıfır beklentiyle açtım ama gerçekten görüntüler oyuncular açısından çok beğendim. Timothee Chamalet ve Armie Hammer arasındaki uyum muazzamdı. Dönem, İtalya görüntüleri, kıyafetler vs özenliydi. Ama en etkileyicisi filmin sonunda verdiği duyguydu. Bu sene oyum CMBYN'e.
the disaster artist
James Franco perfect. Kesinlikle ödüllere boğulmalı. Film çok başarılı olmuş.
the killing of a sacred deer
lanthimos artık işin suyunu çıkarmaya başlamış olabilir.
lady bird
 Greta Gerwig filmi diye çok seveceğimi düşünmüştüm ama bunun nesini abarttınız anlamadım.
three billboards outside ebbing missouri
golden globes'da neden ödüllere boğulduğuna anlam veremediğim, senaryosu kendi içinde çelişen karakterle dolu film. tek güzelliği frances olabilir.

2 Aralık 2017 Cumartesi

Bye 2017

blade runner 2049

boogie nights

capturing the friedmans

the imposter

split

your name

29 Ağustos 2017 Salı

Amazon UK'den Kitap Alışverişi

Türkiye'de yeterince kitaba para yatırmıyormuşum gibi gözümü bir de İngilizce kitaplara dikmiştim. Fakat Remzi'de, D&R'da ya da Pandora'da yabancı kitapların barkodlarını okutunca bana bir fenalık geliyordu. Özellikle bisiklet sporuyla ilgili anı ve biyografilerden bahsedildiğinde "üff ben de okumak istiyorum" diye sızlanıp duruyordum. Tabi bisiklet sporu bizde tırt pırt olduğundan bazı kitapların İngilizcesi bile piyasada yok. Ben de napsam acaba parası neyse Amazon'dan getirtsem mi diye Google'larken bir blog yazısıyla karşılaştım. Bisiklet Sporu sayfası uzun uzun Amazon'dan ucuza kitap getirmeyi anlatmıştı. Evet böyle bir şeyin olduğunu maalesef yeni gördüm. Meğer İngiltere'de ve Amerika'da inanılmaz bir ikinci el piyasası dönüyormuş. Amerika'dan gelene kadar çatlarım diyerek (hem pahalı) ben İngiltere'ye bakmaya karar verdim.

Bu sitelerde kitapların Hardcover yani ciltli halleri bile bulunabiliyormuş. Aklımda iki kitap vardı hemen sitede arattım. İkisinin de ciltli versiyonlarını seçtim. Kitapların ikinci el ve sıfır versiyonları hemen sıralanıyor. İkinci el kısmında kitabın durumuna göre Eh işte, İyi, Çok İyi ve Yeni Gibi diye kategorilendirebiliyorsunuz. Yeni Gibi pek yok, ben de Çok İyi yazanlara baktım ve şansıma iki kitabı da 0.01pounda buldum. Evet bayağı bildiğiniz bedava. Pound 4.50tl yaklaşık o yüzden ne kadar ucuza bulsam o  kadar kardayım. İki kitabı da aynı satıcıdan seçtim ama kitaplara ayrı kargo ücreti ekleniyor. Kargo ücretlendirmesi satıcılara göre değişiyor. Benimki 4.02£ yazmış. Kimisi Türkiye'ye 5'e bazısı 7 pound'a yolluyor. Esas kargodan para kazanıldığını anlıyoruz burda.

İlk kitap Seven Deadly Sins: My Pursuit of Lance Armstrong, bisikletin Voldemort'u Lance Armstrong'un yalanlarını ortaya çıkaran David Walsh'un bu süreçte yaşadığı baskıları ve olayları anlattığı perde arkası kitabı. Diğeri de soğuk savaş döneminden bir casus olan Kim Philby'nin biyografisi A Spy Among Friends: Kim Philby and the Great Betrayal. Deneme olsun diye sadece iki kitap söyledim. İkisi toplam kargoyla 8.06£ tuttu. Yani bankam kendi kuruyla 38lira çekti. Alışverişi 31 Temmuz'da yaptım Amazon bana 3-15 Ağustos arasında kitapların tahmini geliş süresini verdi. Ucuz alışveriş olduğu için kitaplar postayla takipsiz geliyor. Yani yıllar sonra postacı yolu gözlemeye başladım. Veeeee ayın 10'unda kapım çalmış postacı gelmişti. Aaa bir de baktım ki tek kitap gelmiş. Ayrı kargo ayrı postaymış:( 

Ne zamandır heyecanla paket açmıyorum. Youtuber olsam kargolarımı açıyorum videosu çekerdim :D

İlk kitabım Seven Deadly Sins'miş. Kitabı bir çıkardım aaa sıfır galiba bu dedim. Yeni kitap kokuyordu o derece kullanılmamıştı. İnce kargo poşetiyle geldiği için biraz kenarları zedelenmişti ama gayet içi dışı çiziksiz yırtıksız tertemizdi. Sonra kapağını bir çevirdim ki ne göreyim. Kitap imzalıııı.

artık ismim john
Ben tabi bunu gördüm artık benden mutlusu olamazdı. John arkadaşımız kitabı ımzalatıp elden çıkarmış. John'u ayıplıyoruz. Kitabı bu kadar iyi durumda görünce bende beklentiler tavan yaptı tabi. Çünkü ben eskimiş kokuşmuş bekliyordum. 0.01 tl'ye bizde kitabın kapağını bile vermezler:D

İkinci kitap biraz geç geldi. O arada ilk kitabı okuyup bitirdim. 18 ağustosta artık "tüh ulan kitap kayboldu herhalde postalarda" derken kapı tekrar çaldı. 


Bu kitap da gene ciltli kısmında postada muhtemelen sıkış tepiş geldiği için hafif buruşmalarla geldi ama o kadar iyi durumdaydı ki gerçekten inanamadım. Kitapçı rafından çekilip yollanmıştı sanki.

yoo yeni ismim anne
Şansım talihim dönmüş kitaplar imzalarla geliyordu. Yahu kitabı yazarına imzalatıp niye elden çıkarırsınız hiç mi utanma yok sizde. 

Kısacası ben bu işten çok hoşlandım. Şimdiden satın alacağım kitapları listeledim. Maalesef  satıcılarda her zaman 0.01£ gibi bir fiyat göremeyebiliyorum ama 3£'a (yaklaşık 15tl) kadar kardayım bence. İkinci siparişimi de yakında vermeyi düşünüyorum. Eğer ben bu olayı daha önce fark etseydim İngilizce kitaplardan bir kütüphane oluşturmuştum şimdiye. Hem de kur çoook daha düşüktü. Paramız hiç değerli olmadığından non stop kazık olarak bize geri dönüşü oluyor.